İçeriğe geç

Vali Allah ne demek ?

Vali Allah Ne Demek? Bir Kayseri Hikayesi

Kayseri’nin merkezinden biraz uzak, tarihi taş evlerin sıralandığı dar sokaklarda yürürken, bazen tüm şehir bana bir türlü ulaşamadığım bir bilmece gibi gelir. O anlarda eski taşların arasına sıkışmış, gözlerden uzak bir kelime dönüp durur zihnimde: “Vali Allah.” Ne demek bu? Kimse net bir şekilde açıklayamıyor, ama her seferinde, sanki biraz daha anlıyorum.

Başlangıç: Ailedeki Sessiz Bekleyiş

Geçen kış, Kayseri’de kar fırtınasının şehri sardığı bir akşam saatlerinde, annemle bir araya gelmiştik. Yağmurla karışan rüzgarın sesi, duvarlardan içeri sızarak adeta insanın ruhuna dokunuyordu. O an, annem birden “Vali Allah” dedi. Yine öyle bir sessizlik vardı, o anki ortamın ağırlığıyla, bu sözcüklerin arasında bir bağlantı kurmak zordu. Ama içimde bir şey vardı, bu kelimenin, bu ifadeyle alakalı hissettiğim bir şey.

Annemin gözlerinde her zamanki kırılgan bakışlarını gördüm. Yüzü hafifçe buruşturulmuş, bir şeyi içinden geçirmiş gibi… Kafamda beliren düşüncelerle, annem neden bu kelimeyi kullandı? “Vali Allah” ne demekti gerçekten? Kendimi bu soruya takılmış buldum.

O Akşamki Gözlemlerim

O gece Kayseri’nin merkezine doğru bir yürüyüşe çıktım. Havanın soğukluğuna rağmen içimdeki kararsızlıkla adımlarımı hızlandırdım. Duygularım karışıktı. Annemin geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarını düşünüyordum. Bazen kendi içindeki acı, geçmişin izleriyle yaşar insan; sanki onları bir şekilde unutmak istemez gibidir. Her zaman böyle mi hissediyordur acaba annem? Ne zaman onu neşeli görsem, içindeki karanlıkların daha da derinleştiğini hissediyorum.

O akşam, Kayseri’nin her köşesinde annemin yüzünü gördüm. Kendimi o kadar yalnız hissettim ki, çevremdeki her şey bana bir yansıma gibi geliyordu. “Vali Allah,” demişti ya annem, bu söz bir yansıma gibi zihinimde büyüdü.

Bir Kapanış Anı: “Vali Allah”

Bir hafta sonra, annemin en yakın arkadaşı Zeynep Teyze’nin evine gittik. Zeynep Teyze, her zamanki gibi kıvırcık saçları ve içten gülüşüyle karşıladı bizi. O gülümseme, Kayseri’nin eski evlerinin arasındaki sıcak, sevimli bir dokunuş gibi bir şeydi. Zeynep Teyze, annemin en samimi sırdaşıydı. Birlikte geçirdikleri zamanlar, birbirlerine duydukları güven, iki kadının yıllar boyunca birbirlerine verdiği desteği yansıtıyordu.

Zeynep Teyze’ye sorduğumda, “Vali Allah”ın aslında bir şeyin tam anlamıyla kaybedildiği, insana öylesine yoğun bir acı ve belirsizlik sunduğu bir durumun adı olduğunu söylediler. “Bir şeyin kaybolduğu, yerini hiçbir şeyin tutamayacağı bir boşluk,” diye açıklamıştı Zeynep Teyze.

O an, sanki bir kapı aralanmış gibiydi. O kadar uzun zamandır içimde taşıdığım bu belirsizliği, kaybolmuş hissettiğim her şeyi, her anımı tam olarak çözebilecek bir ana ulaşmıştım. Bu kelime, annemin gözlerinde sakladığı öykülerin anahtarıydı. Her an, her kararsızlık, her kayıp için bir anlam taşıyordu. Her bir kayıp, sanki “Vali Allah” diyerek bir noktada kabul edilmeliydi.

Hissettiğim Derin Boşluk ve Umut

“Vali Allah” demek, bir şeyin kaybolmuş olduğunu anlamak gibiydi, ama kaybolmuş olanın da aslında varlığını bir şekilde kabul etmekti. Kaybolan şeyleri hatırlamak, onları unutamamak, onlarla yaşamak… Bu duygu, bir yere varamayacakmış gibi hissettiriyor. Kayseri’nin eski taş yolları gibi, zaman da geçiyor, ama kaybolan bir şeyin boşluğu dolmuyor.

Yine de, bu kelime bana bir umut da vermişti. Belki kaybolmuş olanları hatırlamak, her zaman bir çıkış yolu bulmak demekti. Kayseri’deki dar sokaklarda yürürken, bazen hayatın bana sadece kaybolan bir şeyin ardından koşmamı söyleyen bir tür mesaj verdiğini hissediyorum. Ama bir noktada, kaybolan şeyin de kabul edilmesi gerektiğini anlamıştım. Belki de “Vali Allah” demek, kaybın ve acının kabulüydü.

O günden sonra, her düşündüğümde annemin gözlerindeki karanlık, sanki yerini daha açık bir ışığa bırakmıştı. Kayseri’nin sokaklarında, her adımda geçmişin yükünü hafifletmeye başladım. “Vali Allah” demek, bir yandan acıyı, diğer yandan kabulü ve ilerlemeyi ifade ediyordu. İnsan bazen kaybolan şeyleri geri getiremese de, onlarla yaşamanın bir yolunu bulabiliyor. Bu, bir tür içsel özgürlük gibi bir şeydi.

Sonuç: Kaybolanla Yaşamak

“Vali Allah” ne demekti? Bir kaybı kabul etmekti. Bir insanın, hayatındaki eksik olan şeylerle nasıl barıştığını görmekti. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken birden zihnimde bu kelime yankılandı. Bir kaybı, bir duygusal boşluğu kabul etmek, sadece bir anı değil, bir yaşamı kabul etmek demekti. Kaybolan şeyleri, yaşamın eksik yönlerini bir tür içsel huzura dönüştürebilmekti.

Belki de bu, annemin yıllardır içinden geçirdiği duygulardı; her kayıp, bir anlam buluyordu. Bu kelime, o kadar basit ama derin bir anlam taşıyordu ki, her kaybın ardından hayatın devam ettiğini hatırlatıyordu. “Vali Allah” demek, sadece bir kaybı kabul etmek değil, kaybolan şeyin bizimle kalmaya devam ettiğini de anlamaktı.

Geriye sadece bir şey kalıyordu: Kaybolanla yaşamayı öğrenmek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort Megapari
Sitemap
betciilbet yeni girişilbet giriş yapilbet.onlineeducationwebnetwork.combetexper.xyzhiltonbet güncel giriş